Günlük evi almam lazımdı 05 Mart 2012 at 12:55

Ev sahibi beni ısrarla ikna etmeye çalışıyordu, evi vermemek için elinden geleni yapıyordu bana, bende tam tersi o evi kiralamak için ne yapmam gerekiyorsa yapıyordum. O evi nihal’e kiralamak zorundaydım. Aslında zorundamıyım onu da tam olarak bilmiyorum, ama içimden bir ses bunu yapmam gerektiğini söylüyordu bana. Nihal ile sonumuz ne olursa olsun sonuçta o insan ile aramızda geçen güzel günlerimiz ve anılarımız vardı, bu yüzden ona yardımcı olmam gerekliydi. Ev sahibi bu günlük evi artık vermeyeceğini bana ısrarla söylüyordu, bende tam tersi almak için çabalıyordum.

Halı beni yalancı durumuna soktu 04 Mart 2012 at 10:45

Bu olay bana ders olmuştu, artık yalan söylememem gerektiğini öğrendim, üstelik basit bir halı yüzünden bu yalanı asla söylememem gerekiyordu.

Sabahın erken saatlerinin olması ve arkadaşlarım ile uzun zaman sonra görüşecek olmam beni heyecanlandırmıştı, sağlıklı düşünemedim o an. Ama ne olursa olsun bir halı yüzünden yalancı durumuna düşmem pekte hoş bir durum olmamıştı. Üstelik benim evime yıllar sonra gelen arkadaşlarımın halımdaki leke ile ilgilenecek olmalarını da nerden çıkardım onu da bilmiyorum. Sabah sabah halı yıkamacı aramak zorunda kalmayı da anlayamadım.

Ama bu durumdan dolayı baya akıllandım, konu halım bile olsa, bir daha asla yalan söylememem gerekiyordu.

Saç Ekimi Yaptırmak istiyorum 02 Mart 2012 at 15:00

Gün ağarması ile iki eylül caddesi yavaş yavaş canlanıyordu. Kimileri geceden kalma sarhoşlukları ile yolda yürürken, kimileride işyerine gitmeye çalışıyordu, kısacası herkesin farklı bir amacı vardı, ama benim amacım herkesten farklıydı. Günlerdir, hatta aylardır para saç ekimi için bekliyordum. Sonunda gereken parayı tamamladım ve Eskişehir saç ekim merkezleri arasında en uygununu bulabilmek için sabahın erken saatinde yollara koyuldum. Arkadaşlarım bana Sivrisihar saç ekim merkezlerinin daha kaliteli olacağını söylüyordu, fakat saç ekimi fiyatları da bir o kadar pahalıydı. Uzun uğraşlarım sonucunda en uygun klinik ile anlaşmıştım.

Bir aşk filmiydi yaşananlar 01 Mart 2012 at 08:16

Tam bir trajediydi bu aşk filmi izleme hevesim. Ondokuzuncu yaş günüm. Hayatımın varoluş yıllarından bu yana amaçsız ilerleyişler içinde geçen günler.

Sokaklara kendimi attım, insanlara ve değer verdikleri inançlara saygı duyarak, yüreğimin parçalanmasına mani olamadım. Çocuklar bile benle dalga geçerken, gözlerimde varoluş sebeplerim vardı. Yaşananlar bir korku filmi gibiydi, oysa biz aşk filmlerini kıskandıracak bi tutkuya sahiptik.

Paul Auster’dan Erdoğan’a yanıt 01 Şubat 2012 at 22:56

Paul Auster'dan Erdoğan'a yanıt

Başbakan Erdoğan’ın “Türkiye’yi antidemokratik bulduğu için gelmiyormuş, Aman! Biz sana çok muhtacız. Gelsen ne olur gelmesen ne olur” diye seslendiği Paul Auster’dan Erdoğan’a yanıt geldi.

ERDOĞAN’A İSRAİLDEN ÖRNEK VERDİ

New York Times’ın internet sitesinden Erdoğan’a yanıt veren Auster şu ifadeleri kullandı:
“Başbakan İsrail hakkında ne düşünürse düşünsün gerçek şudur ki orada fikir özgürlüğü mevcut ve hapisanelerde ne yazarlar ne de gazeteciler var. Uluslararası PEN örgütünün derlediği son rakamlara göre Türk hapisanelerinde yaklaşık yüz yazar tutsak. Buna durum tüm dünyadaki PEN büroları tarafından yakından izlenen Ragıp Zarakolu gibe bağımsız yayıncılar dahil değil. Tüm ülkelerin sayısız sorunla uğraşmak ve bunlar yüzünden geri kalmış olabilir Sayın Başbakan, benim ülkem Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere, sizin Türkiyeniz de dahil olmak üzere, ancak benim güçlü inancım odur ki, ülkelerimizdeki, tüm ülkelerdeki koşulları iyileştirmek ancak sansürsüz veya tutukluluk tehdidi olmaksızın konuşma ve yazma özgürlüğünün tüm kadın ve erkekler için kutsal bir hak olarak kabul edilmesiyle mümkün olabilir.”

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ

Başbakan Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısındaki konuşmasında Paul Auster’in “İçerideki yazarlar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmiyorum” sözlerini hatırlatarak, “Yahu gelsen ne olur gelmesen ne olur. Çok mu muhtacız sana. Bu beyefendi Türkiye’ye gelmiyor ancak son gezisi İsrail’e olmuş. Peki, Paul Auster’in aklına hiç İsrail zulmünü eleştirmek gelmemiş mi? Artık önümüzdeki günlerde Kemal Kılıçdaroğlu ve Paul Auster birlikte İsrail’e ziyaret gerçekleştirirler” demişti.

(daha fazla…)

Başbakanlık arşivi belgelerindeki gizlilik kaldırıldı at 22:56

Başbakanlık arşivi belgelerindeki gizlilik kaldırıldı

Daha önce Başbakan Erdoğan tarafından 4′ü açıklanan Dersim Belgeleri, konusunda gizlilik kalktı.Artık Dersim’de olup bitenler açıklanabilecek.
Başbakanlık Arşivi’ndeki belgelerle ilgili gizlilik kararı kalktı…

ERDOĞAN BELGELERİN BİR KISMINI GEÇTİĞİMİZ ARALIK AYINDA AÇIKLAMIŞTI

Erdoğan’ın Aralık ayında açıkladığı belgeler, Jandarma Umum Komutanlığınca hazırlanan Dersim Raporu, 1935′te çıkarılan Tunceli Vilayetlerinin İdaresi Hakkında Kanun, İçişleri Bakanlığınca hazırlanan Tunceli’de 1936′dan itibaren yürütülen harekatın neticesine dair rapor, icraatın neticesini gösterir cetvel ve Tunceli’nden 11 bin 683 kişinin sürüldüğünü belirten, 2 bin kişinin daha sürülmesini karara bağlayan Bakanlar Kurulu kararından oluşuyor.

Dersim ile ilgili ilk belge; Jandarma Umum Komutanlığınca hazırlanan Dersim Raporu. Sadece 100 adet basılan ve ”Gizli ve zata mahsustur” damgalı raporda, özellikle Şeyh Sait İsyanı’nın ardından diğer Doğu illeri ile beraber Dersim’in de önemle dikkate alındığı belirtiliyor.

Raporda yer alan bazı ifadeler şöyle:
”Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkureleşiyor, tehlike büyüyor. Seyit Rıza’nın hükümete karşı takındığı vaziyetten kendisine husumetleri hasabile müteessir olan bazı aşairin hissiyatının da istifadeye çalışılacaktır.
Dersim, Hükümeti Cumhuriye için bir çibandır. Bu çiban üzerinde kat’i bir ameliye yapmak ve ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memleket namına farzı ayindir.
Son derece zeki, kurnaz ve dessas olan bu halk. Hükümetin naif veya kuvvetli bulunduğuna göre mütcaviz veya mutavaatkardır…”

1935′te çıkarılan ”Tunceli Vilayetlerinin İdaresi Hakkında Kanun” belgesinde ise ilin mülki ve askeri yönetimiyle ilgili esaslar yer alıyor.

Belgelerde, kaç kişinin hayatını kaybettiği bilgisi yer alıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün Dersim hakkında açıkladığı belgelerde, Dersim bölgesinde yapılan operasyonlarda toplamda 13 bin 806 kişinin hayatını kaybettiği bilgisi yer alıyor.

Dersim ile ilgili üçüncü belge, 2 Kasım 1939 yılında dönemin Dahiliye Vekili Faik Öztrak imzasıyla Jandarma Umum Komutanlığı Başvekalet Yüksek Makamına gönderilen belge. Belgede, Tunceli Kanunu’nun uygulanmasından o güne kadar Dersim bölgesinde yapılan harekatların raporu yer alıyor. Buna göre; 1937 yılında yapılan harekatta 262, 1938 yılında yapılan harekatta 13 bin 160 ve 1939 yılında yapılan harekatta 384, toplamda 13 bin 806 kişinin hayatını kaybettiği bilgisi yer alıyor. Bu üç yılda yapılan harekatlarda toplam 2 bin 967 kişinin sağ olarak yakalandığı, 4 bin 616 kişinin teslim olduğu bilgisi yer alıyor. Harekatlarda ayrıca toplam 199 askerin şehit olduğu, 354 askerin yaralandığı ve toplam 6 bin 117 silahın ele geçirildiği bildiriliyor.

Halkın batı illerine sevk ve iskanı

Dersim ile ilgili bir diğer belge, 23 Aralık 1938 tarihli kararname. Kararnamede Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Celal Bayar ve Nafia Vekili Ali Çetinkaya’nın imzaları bulunuyor.

Kararnamede, Tunceli’den batıya nakledilen yaklaşık 12 bin kişinin durumu ele alınarak, 11 bin 683 kişinin sevkinin ve iskanlarının sağlandığı, geriye kalan 514 kişi ile dağlarda ve mağaralarda saklananlarla birlikte 2 bin kişinin de bu kararname ile sevk ve iskanlarının onandığı bilgisi yer alıyor.
Dersim ile ilgili son belge ise dönemin Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın 27 Eylül 1938 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına gönderdiği, ”Dersim operasyonunun ardından, bugün Batman’a bağlı Sason ilçesinde yapılan harekatın neticelerini ifade eden belge”.

Belgede, kanun ve nizamlara karşı koyan, 1934 yılında sayım yoklaması yaptırmayan, Kaymakam Vekili Kemal’i şehit eden ve ilçe müftüsünü yaralayan, fiilen isyan durumunda olduğu ileri sürülen Sason halkının tamamının Batı illerine nakil ve iskanının yapıldığı belirtilirken, 1935 yılından o tarihe kadar yapılan operasyonlarda 834 kişinin ölü olarak ele geçirildiği bildiriliyor. Çatışmalarda 80 askerin şehit olduğu, 106 askerin de yaralandığı bilgisi de belgede yer alıyor.

(daha fazla…)

Kürtçe savunma talebine Lozan’la ret at 22:56

Kürtçe savunma talebine Lozan'la ret

Terör örgütü KCK üyesi olduğu iddia edilen 72 kişi hakkında, AK Parti milletvekili Mehmet Metiner’e suikast ve terör örgütü adına eylemlere katıldıkları suçlamasına ilişkin devam eden davada, Kürtçe savunma talebine ret kararı geldi.

LOZAN’DA KÜRTLER KURUCU UNSUR AZINLIK DEĞİL

Savcının talebin reddi yönündeki mütalaasında ve mahkemenin ret kararında önemli ifadeler yer aldı. Savcı, “Türkçe bilen ve resmi işlem yapma durumunda olan, Türkiye Cumhuriyeti devleti uyruğu olan ya da olmayan tüm şahıslar, başkaca hangi dili biliyor olurlarsa olsunlar Türkçe dilini kullanmak zorundadırlar.” dedi. Mahkeme de avukatların Lozan Antlaşması’nı hatırlatmasına karşı anlaşmanın imzalandığı döneme vurgu yaptı. Antlaşmanın azınlıkları kapsadığını belirten mahkeme Kürtlerin azınlık olmadığını, kurucu unsur olduğunu vurguladı.

Aralarında feribot kaçırma eyleminde öldürülen Mensur Güzel’in kız kardeşi Şeyma Güzel’in de bulunduğu 72 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında birçok sanık ve avukatları Kürtçe savunma yapmak istemişti. Avukatlar, Lozan Barış Anlaşması kapsamında taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini savunmuştu. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu talebi duruşma sonrasında değerlendirme kararı almıştı.

LOZAN’LA CEVAP

Mahkeme, bu konuda öncelikle duruşma savcısı Celal Kara’ya görüşünü sordu. Savcı Celal Kara, hazırladığı mütalaada, duruşmada kimlikleri tespit edilemeyen sanıkların mahkemeden talepte bulunamayacaklarını, avukatlarının ise bu kişilerin müdafii olduklarının bilinemeyeceğini hatırlattı. “Dolayısıyla kim oldukları mahkeme huzurunda belirlenemeyen sanıklar adına avukatları talepte bulunamaz.” diyen Kara, “Lozan Barış Antlaşması’nın 1. maddesinde antlaşmanın tarafı olan devletler belirtilmekte olup bir antlaşmanın hükümlerinin o antlaşmanın taraflarını bağlayıcı olduğu belirtilmektedir. Kendilerini Kürt olarak niteleyen Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları, Türkiye dışında bu antlaşmanın tarafı olan hiçbir devletin uyruğu olmadığı gibi bunlarla etnik köken bağı da bulunmamaktadır.” dedi.

TÜRKÇE BİLMEK ZORUNDADIR

Aynı sözleşmenin “Azınlıkların Korunması” başlıklı bölümünün, Türkiye Cumhuriyeti devleti uyruğuna tabi olacak azınlıklarla ilgili olduğunu hatırlayan Kara, 29. maddede etnik köken ve dini mensubiyet itibariyle azınlık olarak nitelenen kişilerle ilgili açık ifadelerin bulunduğunu ifade etti. Kendilerini Kürt olarak niteleyenlerin Türkiye Cumhuriyeti devleti uyruğunda olduğunu belirten Kara, Kürt sanıkların gayrimüslim azınlık konumunda bulunmadıklarını vurguladı.
Kara, bu şartlar altında, Türkiye’de eğitim görüp iyi derecede Türkçe konuşan, Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna bağlı ve gayrimüslim statüsünde bulunmayan sanıkların Kürtçe savunma taleplerinin reddedilmesini istedi. Savcı Kara ayrıca, Anayasa’da devletin resmi dilinin Türkçe olduğuna dair hüküm olduğunu kaydederek, “Türkçe bilen ve resmi işlem yapma durumunda olan Türkiye Cumhuriyeti devleti uyruğu olan ya da olmayan tüm şahıslar, başkaca hangi dili biliyor olurlarsa olsunlar Türkçe dilini kullanmak zorundadırlar.” dedi.

Mahkeme de aldığı kararda Lozan Antlaşması’na atıf yaparak 39. maddede yer alan “Devletin resmi dili bulunmasına rağmen Türkçe’den başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun kolaylıklar sağlanacaktır” hükmünü hatırlattı. Bu hükmün Türkiye’deki Müslüman olmayan azınlıkların haklarına ilişkin olduğunu vurgulayan mahkeme, “Antlaşmanın müzakere edildiği ve imzalandığı dönemin koşulları ve dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde Müslüman olsun veya olmasın Türkçe’den başka dillerde konuşan çok sayıda milletler yer almaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları arasında yer alan Kürtleri azınlık statüsüne almaya ilişkin bir kısım itilaf devletleri tarafından getirilen teklif ve çalışmalar kabul edilmemiştir. Asli kurucu vatandaş olan Kürtlerin azınlık statüsüne alınmamaları veLozan Antlaşmasındaki koruma önlemlerinin yalnızca Müslüman olmayan azınlıklarla sınırlı tutulması göz önüne alındığında, bu düzenlemeyle Müslüman olmayan azınlıkların haklarının korunması amaçlanmaktadır. Bu nedenle söz konusu hükmün, somut olayımıza uygulanamayacağı anlaşılmaktadır.” dedi.

Gözaltına alındıklarında Türkçe savunma yapan sanıkların, dava aşamasındaki Kürtçe savunma taleplerinin hukuki bir ihtiyaca dayanmadığına dikkat çeken mahkeme, Kürtçe savunma taleplerini reddetti.

(daha fazla…)

ülkemizde diyaliz merkezleri at 01:03

Türkiyede gün geçtikçe artan böbrek hastaları, maalesef haftanın belirli günlerinde diyaliz makinesine bağlı kalmak zorunda kalıyor. Son derece sıkıntılı bi konu olsada, yapacak birşey olmadığı için diyaliz makinesine bağlanmayı birçok kişi hoş karşılamamaktadır. Ülkemizde hemen hemen her semtte özel diyaliz merkezleri bulunmaktadır. web sitemizde size en yakın diyaliz merkezini bulabilirsiniz

kış aylarında halı yıkama 31 Ocak 2012 at 23:04

Türkiyede kendine hızla yer bulan sektörlerin başında yer alan halı yıkama sektörü, özellikle kış aylarında yoğun talep konusu olmuştur. Karların yağmasıyla insanların halı yıkayacağı yerlerin azalmasıyla halı yıkama fabrikaları dahada değer kazanmış durumdadır.

Massimo Dutti 2011 Aralık Lookbook at 02:08

Massimo Dutti 2011 Aralık Lookbook

Güneşli ancak serin bir cumartesi gününde karşınızdayız. Haftasonu planlarınız neler? Neler yapıyorsunuz? Özellikle Türk filmi sevenler için bu hafta oldukça yoğun bir sinema haftası olabilir. 3 tane yeni Türk filmi vizyonda. Dileyenler Beyazperde köşemizden detayları öğrenebilirsiniz.

Sıradaki haberimiz ise Massimo Dutti’den geliyor. Massimo Dutti 2011 Aralık Lookbook‘ta Anna de Rijk yer alıyor. Yılan derisi desenler, kalın trikolar, puantiye ipek gömlekler, kabanlar, payetler, deri ceketler, danteller ilka bakışta göze çarpan detaylar.

#gallery-1 {
margin: auto;
}
#gallery-1 .gallery-item {
float: left;
margin-top: 10px;
text-align: center;
width: 20%;
}
#gallery-1 img {
border: 2px solid #cfcfcf;
}
#gallery-1 .gallery-caption {
margin-left: 0;
}




İlginizi çekebilecek diğer başlıklar:

  1. Massimo Dutti 2011 Kasım Lookbook
    Zara’dan sonra sıra ikinci Kasım Lookbook’ta. Massimo Dutti Kasım Lookbook…
  2. Massimo Dutti Ekim 2011 Lookbook
    Ahşap bir zeminde gerçekleşen Massimo Dutti 2011 Ekim Lookbook‘ta Viktoriya…
  3. Massimo Dutti Eylül 2011 Lookbook
    İstanbul Fashion Week haberlerimize bir süre ara verelim ve Eylül…
  4. Massimo Dutti 2011 Sonbahar Reklam Kampanyası
    Bir pazartesi günü Massimo Dutti 2011 sonbahar kampanyası ise karşınızdayız….
  5. Massimo Dutti 2011 Yaz Reklam Kampanyası
    Massimo Dutti 2011 yaz reklam kampanyasında mercan renginin ön plana…

(daha fazla…)